Kimyasal denilince aklıma gözle görebildiğim, bazen hissettiğim, kokladığım, dokunabildiğim her malzeme geliyor. Bedenimiz, ağaç, hava, portakal, telefonum, öğle yemeğimiz ve daha milyonlarcasını sayabileceğim, pek çok şey. Malzeme nedir? Sorusunun cevabı ise, kütlesi olan ve uzayda yer kaplayan her şey diyebiliriz (gaz, sıvı, katı). Bu durumda kimyasalların etrafımızı kapladığını söylememiz yanlış olmaz sanırım. Doğada varolan kimyasallar ile daha sonradan; yapay olarak sentezlenen kimyasalları da ayırmak gerek.  Tarih öncesi zamanlardan bu yana, insanlık kimyasal sentezler yapmaktadır.  Örneğin; tunç (bakır-kalay alaşımıdır), pirinç (bakır-çinko alaşımı) gibi. Bu yapay malzemelerle zaman zaman hayatımızı kolaylaştırıyoruz zaman zamanda bu karmaşık kimyasalların altında kendi kimyamızı mı bozuyoruz?

 

Dünyada en fazla yetiştirilen elmayı ele alalım. Elma içerdiği zengin maddeler nedeniyle hala bilim insanlarının araştırmalarında yer almaya devam etmektedir. Su, elmanın içeriğinde yer alan 300 kimyasaldan sadece bir tanesidir. “ Bir elma, insanların metabolik süreçleri için ihtiyaç duyduğu vitaminlerin neredeyse tamamını içerir. Askorbik asit (E 300) daha çok C vitamini olarak bilinir ve en etkili antioksidanlardan bir tanesidir. Ayrıca elmada kalsiyum, magnezyum, fosfor ve klora dayalı mineraller ve eser elementler bulunur ve elma ile günlük potasyum gereksiniminizin yaklaşık onda birini karşılayabiliriz. Elmayı sesli bir şekilde yemenin kilo vermeye yardımcı olduğu söylenmektedir. Bu inceltici etki, kısmen elma içerisinde yer alan pektine maddesine bağlanmaktadır.” 100 g bir elmada yaklaşık 10 g şeker bulunmaktadır. Tabii elmaların yetiştiği yere göre bu kimyasalların dağılımının da değiştiğini söylememiz gerekir.

 

Elmayla ilgili bu kadar bilgiyi, aslında elmanın içerisinde var olan kimyasalların en baştan beri var olduğu tanısını ortaya koymak için verdim. Elmadaki şekeri ele alalım, bir orta boy elmadaki şekeri mısır şurubu ile karşılamaya çalışırsak yaklaşık kaç adet mısır tüketmek gerekirdi? Vücudumuz sürekli buna maruz kaldığında (tıpkı ambalajlı gıdalarda kullanılan mısır şurubu gibi) nasıl tepki gösterecektir? İşlenmeleri esnasında uğradıkları değişimi vücudumuz tanıyor mu? gibi pek çok soru aklıma geliyor. İnsana ve doğasına ait olmayan bu malzemeler, vücudumuza girdiğinde yol açtıkları ile ilgili bir çok araştırma mevcut. Ne yazık ki bu araştırmalarda insanların üzerinde oluşan hastalıklar konusunda çok olumlu geri dönüşler yoktur.

 

Günümüzde bir şey satın alırken karar vermemizi güçleştiren bu kimyasal karmaşadan çıkmak çok kolay görünmüyor. Naçizane tavsiyem, satın alma kararını verirken, mümkün olduğunca taze ve doğal yöntemlerle üretilmiş gıdaları tercih etmeli, daha doğal malzemeler kullanılarak üretilmiş temizlik malzemeleri tercih etmeli, içeriğinde bisphenol A ve fitalat olmayan plastikler kullanmalı, içeriğinde koruyucu bulunan kişisel temizlik ve kozmetik malzemelerini iyi sorgulamalı, evde yapay kimyasal bazlı sinek-böcek savarlara dikkat etmeli, doğal malzemelerden üretilmiş kıyafetleri tercih etmeliyiz ve evimizi iyi havalandırmalıyız. Bu listeyi daha da uzayıp gidebilir ne yazık ki kısıtlamak çok kolay değil. Ancak, havanın da maruz kaldığımız en önemli kimyasal olduğu gerçeğinden yola çıkarak önerebileceğim, yaşadığımız şehir hayatından sık sık uzaklaşıp kendimizi doğanın kollarına bırakabileceğimiz fırsatlar yaratmaktır.

 

Kimyanız bozulmasın sağlıcakla kalın.

 

 

Filiz Özmıhçı Ömürlü

 

 

Kaynakça

1: http://www.doiserbia.nb.rs/img/doi/0352-5139/2016/0352-51391600023Z.pdf

2. https://www.basf.com/tr/tr/we-create-chemistry/creating-chemistry-magazine/food-and-nutrition/the-chemistry-of-apples.html

3.http://www.gidamo.org.tr/resimler/ekler/938b20f9f210570_ek.pdf?dergi=454.

4. Sucrose, High-Fructose Corn Syrup, and Fructose, Their Metabolism and Potential Health Effects: What Do We Really Know? James M. Rippe and 

Theodore J. Angelopoulos; Adv Nutr March 2013  vol. 4: 236-245.

 

 

0
0
0
s2smodern